12 Aralık 2014 Cuma

Pavilion of Women / Kadin Dunyasi – Pearl S. Buck


Altin Kitaplar’dan 1971’de cikmis bu roman, kolayca okunuyor.

Madam Wu: koklu bir ailenin gumus sikirtisi gibi sesiyle konusan zarif ve guzel hanimefendisi. Kocasini sevmemis, ama bir gorev addettigi icin evlenmis onunla. Kirk yasina bastigi gun ise bir karar verip kendini kadinlik vazifelerinden azad ediyor. Artik evde ayri bir bolmeye tasinacak ve Mr. Wu’ya ikinci bir es bulacaktir.

Sakayik romaninda hayalen kurdugum dekorda aynen devam ettim J Yuksek duvarlarin cevreledigi, tek katli daginik binalardan olusan bir konak, binalar arasi orkideler ve sakayiklarla bezeli bahceler, havuzlar… Kirmizi sekerli pirinc gibi enteresan yemekler… Pembe ipekli kiyafetler ve inci kupeler…

Eski Cin geleneklerini ne derece yansitiyor bilmem ama, romanda cok eslilik, erkek evladi kiz evlattan ustun gorme, kizlarin zihinsel egitimine onem vermeme, onlari cocuk doguran makineler gibi gorme  seklinde tanidik durumlar var. Madam Wu ise, okumayi ve dusunmeyi cok seven bir kadin olsa da alisageldigi bu anlayislara gore amel etmeyi surduruyor. Dinginligi ve otoriterligi ile konagi yonetmekte zorluk cekmiyor. Ogullarina birer kiz bulup aile kurmalarini sagliyor.

Bu ogullardan birinin kendi gibi ogrenme heveslisi oldugunu farkedince, uzak okullara gitmesin diye misyoner rahip Andre’yi eve ders vermeye cagiriyor. Dersleri gizlice o da dinliyor. Rahip uzun boyu, cussesi ve tuylu olusuyla sanki baska tur bir yaratikmis gibi geliyor ona. Bunu soylediginde soyle cevap aliyor rahipten: “O halde Allah once beni yaratmis. Sonra da size yaratarak ilk modelini bir hayli duzeltmis, degil mi?”

Gariptir herhalde, kitap, televizyon gibi seylerle varligini ogrenmedigin cesitten insanlari bir anda karsinda buluvermek… Sonra bu insan, omrunu aralarinda gecirdigin kendi insanlarindan daha cok aciyorsa ufkunu hele. Dinini ogretmesin diye titizlik ettigi bu adam, insan ruhunu anlatiyor kadina. Onun bedenin olumunden sonra da varligini surdurecegini soyluyor. Yavas yavas yakinlasiyor ona. Artik birlikte ders yapip sohbet ediyorlar.

Iki romanini okudum, biraz genelleyebilirim bence J Pearl Buck romanlarinda onceden sinyalini vermedigi bir olayi, genelde olumu, bir cirpida gerceklestiriyor. Mesela oglu Fengmo’nun, tam da esi Rulan’la arasini duzeltmisken gorev icin bindirildigi ucak dusunce tozu bile kalmiyor, tabuta koyacak bir sey bulamiyorlar.

Bir gun de , Madam Wu’nun konagindan ciktiktan sonra, zor durumdaki birine yardim etmeye calisirken bir cete tarafindan olduruluyor Rahip Andre. Madam Wu, ruhunda kopan firtinalara ragmen disardan oyle sakin ki… Olu adami yataginda seyrederken, birden onu sevdigini anliyor:

“Bir kac saniye icerisinde henuz olmus olan bir adami sevdigini anlamak yeri de gogu de sarsacak bir seydi. Beynin, saskinligindan iki buklum olmasina sasmamaliydi. Kadin, Andre’nin kendisine dusuncenin beynini meydana getiren hucrelerden nasil ilerledigini anlatisini hatirladi. Ona olan sevgisini farketmesi o hucrelere birdenbire dalivermis ve muhakkak ki hayatinin eski dusunce cizgilerini de alt ust etmisti.”

Bu da tuhaf, o kadar kontrollu bir kadin demek ki, rahip oldukten sonra ancak gercek duygulariyla yuzlesebiliyor. Icten ice seviniyor da, artik bir tehlike kalmadi, hayallerimde yasayabilirsin, seni sevdigimi sana ozgurce soyleyebilirim diyor Andre’ye. Artik insanlar hakkinda kararlar verirken hep ona soruyor, o ne yapardi diye dusunuyor. Andre’nin sokaklarda bulup evine yerlestirdigi kizlari Wu konaginin tapinagina yerlestiriyor. Mr. Wu’ya aldigi ikinci esin mutlu olmadigini gorunce, annesiyle beraber gitmesine izin veriyor.

Kavusma ihtimali kalmayan bir ask, korkunc. Oysa Madam Wu yine sukunetle yasamaya devam ediyor. Konagindan disari ancak tahtirevan uzerinde cikip perdenin arkasindan dunyaya bakabilen bu kadin, sevdigi adamin mezarini ancak yakinindan gecerken ziyaret ediyor suphe cekmemek icin. Insanin ufuklarini acmasi, duvarlarinin disina cikmasi cok kolay degil tabii. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder